EDREMİT
KÖRFEZİ’NİN
ALTINDA ANTİK KENTLER GÖMÜLÜ
2
yıl evvel Arkeolog arkadaşımız Nihat’la birlikte Burhaniye Kaya
Sunaklarına inceleme gezisi yapmıştık. Bize bölgenin genel arkeolojik
yapısı hakkında bilgi aktarırken “Edremit Körfezi’nin altında ne
kadar çok antik kent gömülü bir bilseniz...” demişti.
O gün bugündür bir soru işareti bırakarak
kaldı bu cümle hafızamda. Neden körfezin arkeolojik serveti gün
ışığına çıkarılmasın! Deniz, dağ ve termal turizmiyle yerli ve yabancı
turistlerin ilgi odağı olan körfez, niçin toprak altında saklı servetiyle
de turizmden pay almasın. Dünyanın tanıdığı Truva’nın Çanakkale’ye
kazandırdığı şöhret, gömülü antik kentlerin gün ışığına çıkarılmasıyla
neden körfeze de ulaşmasın.
Yunan uygarlığının, bir dönem resmi din
kitabı haline getirdiği İlyada, Truva savaşını anlatırken antik
yazarlar çevrede yer alan, adı geçen kentleri de Edremit Körfezi’ne
yerleştirmişlerdir. Geçen yıllar içerisinde yerli ve yabancı araştırmacılar
bölgede pek çok çalışma yapmış olsa da bulunmuş olan onlarca antik
alan ne yazık ki halen daha uzmanlarınca kazılamadı ya da üzerinde
derin araştırmalar yapılamadı. Bugün Edremit, Ayvalık, Gömeç, Burhaniye
etrafında referans kaynaklarda geçen yaklaşık 10 tane antik şehir
kalıntısı var. Bunlardan bir tanesi geçtiğimiz aylarda Balıkesir
Üniversitesi’nden tarih araştırmacısı-yazar Zekeriya Özdemir’in
Zeytinli beldesinin tarihçesini hazırlamak için başlattığı çalışmalar
esnasında ortaya çıktı. Zeytinli Belediye Başkanı Şadan Aytaç, bölgenin
3.sit alanı olması sebebiyle “Killa Antik Kent”in gün yüzüne çıkarılması
için sponsor arıyor. Peki arkeolojik kazıların finans kaynağı nasıl
sağlanıyor?
Büyük arkeologlardan rahmetli Prof.Dr.
Ekrem Akurgal, yayınlanan bir söyleşisinde Türkiye’nin arkeolojik
servetini anlatırken şöyle demişti:
“O kadar zengin ki Türkiye; Kültür Bakanlığı da o kadar fakir ki...”
İşte bu çelişki, arkeolojide özel sektör desteğini zorunlu hale
getiriyor. Neyse ki son yıllarda toplumun yeraltındaki bu büyük
servete gittikçe daha duyarlı hale gelmesi, sponsorluk bütçelerini
bu alana kaydıran şirketlerin sayısını arttırdı. Aslında en önemli
arkeolojik SİT’leri 19.yüzyıl sonunda batılı arkeologlar keşfetmiş.
Batının ilgisi o günden beri sürüyor. Günümüzde bile sponsorluklar
arasında yabancı şirketler önemli bir paya sahip. Truva bunun iyi
bir örneği. Bir Alman tarafından bulunan, Alman üniversiteleri tarafından
kazılan antik kentte, sponsorluğu da Alman şirketleri sağlıyor.
Şirketler, parasal desteklerini bir dernek ya da vakıf aracılığıyla
yapıyorlar. Çoğu zaman, derneğin kuruluşuna da öncülük ediyorlar.
Arkeolojik sponsorluk, hala birçok şirketi
ürkütüyor. Çünkü bunun uzun vadeli, sürekli para emen bir kuyu olduğunu
düşünüyorlar. Oysa, arkeologlar gelecek en küçük bir yardıma bile
seviniyorlar. Bazı kazılarda küçük şirketler dev bir projenin parçalarına
sponsor olabiliyor. Bunun örneği “Allianoi” kurtarma kazısı esnasında
yaşandı. Öztüre Kireççilik gibi bölgedeki küçük bir şirket araç
gereç sağlayarak destek oldu.
Eskiden, kendi ülkelerindeki üniversitelere
destek olmak için Türkiye’deki kazılara para ayıran yabancı şirketler,
şimdi Türkiye’deki tüketicilerini etkilemek için sponsorluk üstleniyor.
Türk şirketleri de onları izliyor. UMARIZ Kİ, KÖRFEZİN SAKLI ANTİK
KENTLERİ İSTER YERLİ İSTER YABANCI OLSUN BULUNACAK SPONSORLARLA
GÜN IŞIĞINA ÇIKSIN.
Burhaniye-Ören Adramyttion ve Altınoluk Antandros
Antik Kentlerini gezenler, bölgemizin doğal güzelliğinin yanı sıra
antik tarihinden de etkileniyor. Bu iki güzel beldenin antik tarihini
ortaya çıkarmak için çaba gösterip destek sağlayan Burhaniye Belediye
Başkanı Fikret AKOVA ve Altınoluk Belediye Başkanı İsmail AYNUR,
bu konuda birer gönüllü nefer. Aslında körfez bölgesi tarih boyunca
uğradığı onca tahribata rağmen asla önemini kaybetmedi. Bölgenin
şöhreti çok fazla... Ortaçağ boyunca Cenevizlilerin ve Bizans İmparatorluğu’nun
daha sonraları ise Karesi ve Osmanlı İmparatorluğu için stratejik
önemini kaybetmedi. Bölgemizde Ortaçağ ile ilgili görülmesi gereken
en güzel örnek Burhaniye Kaymakamlığı’nın bahçesinde bulunan “ceneviz
arması”dır. Demeter Kültü ve antik mitolojiyle ilgili en güzel örnek
ise Edremit’teki mermer demeter sütunudur.
Körfezin antik tarihi hakkında yazılacak çok
şey var.
Kısaca;
Çanakkale-İzmir yolunun üzerinde bulunan bölgemiz kültür
turizminden pay alamamaktadır. Bu nedenle Truva ile Bergama arasında
dolaşan turlar körfezimizi transit geçmeyi tercih ediyorlar. Böylece
biz hala kültür varlıklarımızı kullanmayarak onları yağmaya bırakarak
en büyük savurganlığı gösteriyoruz.