
Röportaj
& Fotoğraflar: Turhan SİLCAN
Bam
Teli Yol Konağı
Zor
iştir göçmek... Göçer olmak zordur... Hem çocuk, hem göçer olmak daha
zor. Kıl çadırla toprak arasında, kardeşlerinin sayısını bile bilmeden,
dünden farklı olmayan bu günden, yarını düşlemeden bir yaşam...”
Tayfun
Talipoğlu’ndan, Siirt yollarından “Bir Yol Hikayesi”nden bu satırlar.
Bam Teli ekibinin geçtiğimiz yıllarda başlattığı “Düşler Ertelenmesin”
adlı oyuncak kampanyasından... ve daha nice yol hikayeleri...
Sevgili Tayfun Talipoğlu, Türkiye’nin hep görülmek istenmeyen yüzleriyle
çıktı karşımıza. Hep hüzünlü bakan gözlerle buluşturdu seyirciyi...
çaresizliği, ilgisizliği gösterdi malum gereken birilerine... ve içimizden
biri, bir o kadar yakın bize, Tayfun Talipoğlu...
Ve
Talipoğlu ailesinin yol hikayesi Yeşilyurt’ta noktalanıyor..
Tayfun Bey’i ve eşi Filiz
Hanım’ı Küçükkuyu’nun Yeşilyurt Köyü’ndeki “Bam Teli Yol Konağı”ndaki
mekanlarında ziyaret ettik. Ve Talipoğlu ailesinin Yeşilyurt’ta noktalanan
yol hikayesini dinledik...
Bölgede sizi bağlayan bir şey var mı? Neden Yeşilyurt?..
Tayfun T:
Biz bu köyü çok sevdik. Burayı sevmemizin amacı sit alanı olmadan
köylünün koruduğu tek köy olması. Aslında buraya bir haber yapmaya
gelmiştim. Köyü çok beğendim ve bu eski taş evi aldık. Bizi buraya
bağlayan tek şey doğa. Şu anda eşim devamlı burada yaşıyor. Yani
hayatımızın
bundan sonraki dönemini geçirmek için burasını seçtik. Ben Kars, eşim
Gaziantep doğumlu. Herkes bir şekilde memleketine döner biz tam tersini
yaptık. Şuana kadar Bam Teli programıyla 1 milyon 402 bin km yol yapmışım.
Ama hala gördüğüm en güzel köy burası. İnsanları, o yörede yaşayan
halk bağlar. Burada insanların sıcaklığını gördük ve bizi bağladı
buraya. Sürekli dışarılarda program yaptığım için evime çok az gidebiliyorum.
Geçen gün hesap ettim 365 günün 67 günü evde kalabilmişim. Burada
hiç olmazsa ayda 4 gün gelip tam gün kalma şansım var.
Bam
Teli Yol Konağı nasıl doğdu?
Tayfun T:
Eşimi günlük hayatın sıkıcılığından kurtarmak için, bu eski rum evini
restore ederek şarapevi ve pansiyon olarak işletmeye başladık. Mekanın
bütün dizaynını eşim yaptı. Biz burada şarap üretmiyoruz, şarap evi
işletiyoruz. Mekanımız yaz kış açık. Alakart yemek veriyoruz. Yukarıdaki
katta 3 oda bir pansiyonumuz var. Kalanlar son derece memnun ayrılıyor.
Filiz T:
En büyük sıkıntımız 50-60 kişilik tur gruplarının yerimizi görmek
istemesi. 60 kişiye birden üst kattaki odaları gezdiriyoruz sonrasında
ayak izlerinin temizliğiyle uğraşıyoruz. Hijyenik bakımdan uygun değildi
bu. O yüzden turların üst katlardaki pansiyon odalarını gezmelerine
izin vermemeye başladık. Fakat tepki görüyoruz. Tayfun Bey hakkında
burayı kapattı dediler. Biz hiç bir yeri kapatmış değiliz. Bu yüzden
şarap evimizin ismini bile değiştirmeyi düşündük.
Pansiyonumuzda konaklayan
müşterilerimize doğal bir yaşam sunuyoruz. Zeytin, reçel ve turşu
çeşitlerini kendi bahçemizde yetiştirdiğimiz sebze ve meyvelerden
kendim yapıyorum. Kazdağları’ndan topladığım bitkilerden doğal bitki
çayları hazırlıyorum. Şarabın da en kalitelisini satıyoruz. Kısacası
hizmetimiz gibi müşterimizde kalite.
Herhangi
bir dizi çalışmanız oldu mu?
Tayfun T:
Mehmet Aslantuğ ile “Sıcak Saatler” adlı dizide yine Tayfun Talipoğlu
olarak oynadım. Benim dizilerde oynamam zor. Çünkü ben hangi role
girersem gireyim halkın Tayfun abisiyim. Ama güzel bir senaryo olursa
sinema filminde oynarım.
Kitaplarınızdan
bahseder misiniz?
Tayfun T:
Seyyah, Eskiyen Yüzümün Yeni Gülümseyişi, Benim Yolum, Ne Çoktular
Ne Kadar Çocuktular isimlerinde kitaplarım var. Çoluk Çocuk Dergisi’ne
yazdığım yazılarım ve 3 şiir kasetim var.
Tayfun
Bey’in hep dışarıda olması sorun olmuyor mu?
Filiz T:
Tabii ki zor oluyor. Tayfun 67 gün evde kalmışım diyor ama belki bu
60 gün bile değildir. Çünkü gecenin üçünde gelip sabah yedi uçağıyla
başka bir habere gidiyordu. Yaşamlarımızda birbirimizi sıkmadan, üzmeden
yaşadık. Ben eşime daha bugüne kadar nerdesin demedim. Bu soru bazen
problem oluyor.
Tayfun T:
Erol Evgin bizi programına davet etti. Erol Evgin dedi ki: “Her başarılı
erkeğin arkasında bir kadın vardır”. Ben hemen, arkamda değil dedim.
Yanınızda o zaman dedi. Ben yanımda da değil dedim, eee dedi. Bana
gölge etmiyor dedim. Kadınlar gölge etmezlerse erkekler üretir. Türkiye’de
kadınlar özellikle şunu istiyorlar. Hem kocamın statüsü olsun, hem
iyi para kazansın, hem devamlı yanımda olsun istiyorlar. Böyle bir
adam yok. Kadın hiç bir zaman saçımı süpürge ettim demesin. Çünkü
kadınlarında sosyal hayatları var. Bütün evlilikler bir maskeli balo.
10 yıl sonra, ben karımı aynı aşk ve sevgiyle seviyorum derse bir
erkek dünyanın en büyük yalancısıdır, kadın da derse aynı. İnsanlar
içinden gelerek bir şeyi yaptıklarında mutludur.
Halkımız
için genel izlenimleriniz nelerdir?
Tayfun T:
Türk insanı okumaya yabancı, okumuyoruz. Tiyatroya, sinemaya gitmiyoruz.
İstaanbul’da koskoca Ferhan Şensoy üç sıraya oynuyor. Bu acı birşey.
Türk insanını dizilerle, kaynana programlarıyla tembelleştiriyorlar.
Toplumdaki bütün yasaları; evlilik, cinsellik, şu bu gibi... hep yapamayanlar
koymuştur. Bütün yasaklar yapamayanlarındır. Her erkeğin kafasında
evli iken bir başka kadınla olma hayali vardır veya kadının. Ama zina
diye bir kavram var, o engelliyor. Ama insan içinde yaşıyor. Engellersen
başka yerden patlak verir. Kadınlar şöyle yetiştiriliyor. Doğ, büyü,
evlen, çocuğun olsun ve öl. Bunu zaten bitkilerde yapıyor...
... derginiz Zeytin'de