Say 35


Say 36


Say 37


Say 38


Say 39


Say 40


Say 41


Say 42

 



Röportaj & Fotoğraflar: Turhan SİLCAN

Bam Teli Yol Konağı

        Zor iştir göçmek... Göçer olmak zordur... Hem çocuk, hem göçer olmak daha zor. Kıl çadırla toprak arasında, kardeşlerinin sayısını bile bilmeden, dünden farklı olmayan bu günden, yarını düşlemeden bir yaşam...”

       Tayfun Talipoğlu’ndan, Siirt yollarından “Bir Yol Hikayesi”nden bu satırlar. Bam Teli ekibinin geçtiğimiz yıllarda başlattığı “Düşler Ertelenmesin” adlı oyuncak kampanyasından... ve daha nice yol hikayeleri...
Sevgili Tayfun Talipoğlu, Türkiye’nin hep görülmek istenmeyen yüzleriyle çıktı karşımıza. Hep hüzünlü bakan gözlerle buluşturdu seyirciyi... çaresizliği, ilgisizliği gösterdi malum gereken birilerine... ve içimizden biri, bir o kadar yakın bize, Tayfun Talipoğlu...
       Ve Talipoğlu ailesinin yol hikayesi Yeşilyurt’ta noktalanıyor..
       Tayfun Bey’i ve eşi Filiz Hanım’ı Küçükkuyu’nun Yeşilyurt Köyü’ndeki “Bam Teli Yol Konağı”ndaki mekanlarında ziyaret ettik. Ve Talipoğlu ailesinin Yeşilyurt’ta noktalanan yol hikayesini dinledik...
Bölgede sizi bağlayan bir şey var mı? Neden Yeşilyurt?..
       Tayfun T: Biz bu köyü çok sevdik. Burayı sevmemizin amacı sit alanı olmadan köylünün koruduğu tek köy olması. Aslında buraya bir haber yapmaya gelmiştim. Köyü çok beğendim ve bu eski taş evi aldık. Bizi buraya bağlayan tek şey doğa. Şu anda eşim devamlı burada yaşıyor. Yani hayatımızın bundan sonraki dönemini geçirmek için burasını seçtik. Ben Kars, eşim Gaziantep doğumlu. Herkes bir şekilde memleketine döner biz tam tersini yaptık. Şuana kadar Bam Teli programıyla 1 milyon 402 bin km yol yapmışım. Ama hala gördüğüm en güzel köy burası. İnsanları, o yörede yaşayan halk bağlar. Burada insanların sıcaklığını gördük ve bizi bağladı buraya. Sürekli dışarılarda program yaptığım için evime çok az gidebiliyorum. Geçen gün hesap ettim 365 günün 67 günü evde kalabilmişim. Burada hiç olmazsa ayda 4 gün gelip tam gün kalma şansım var.
       Bam Teli Yol Konağı nasıl doğdu?
       Tayfun T: Eşimi günlük hayatın sıkıcılığından kurtarmak için, bu eski rum evini restore ederek şarapevi ve pansiyon olarak işletmeye başladık. Mekanın bütün dizaynını eşim yaptı. Biz burada şarap üretmiyoruz, şarap evi işletiyoruz. Mekanımız yaz kış açık. Alakart yemek veriyoruz. Yukarıdaki katta 3 oda bir pansiyonumuz var. Kalanlar son derece memnun ayrılıyor.
       Filiz T: En büyük sıkıntımız 50-60 kişilik tur gruplarının yerimizi görmek istemesi. 60 kişiye birden üst kattaki odaları gezdiriyoruz sonrasında ayak izlerinin temizliğiyle uğraşıyoruz. Hijyenik bakımdan uygun değildi bu. O yüzden turların üst katlardaki pansiyon odalarını gezmelerine izin vermemeye başladık. Fakat tepki görüyoruz. Tayfun Bey hakkında burayı kapattı dediler. Biz hiç bir yeri kapatmış değiliz. Bu yüzden şarap evimizin ismini bile değiştirmeyi düşündük.
       Pansiyonumuzda konaklayan müşterilerimize doğal bir yaşam sunuyoruz. Zeytin, reçel ve turşu çeşitlerini kendi bahçemizde yetiştirdiğimiz sebze ve meyvelerden kendim yapıyorum. Kazdağları’ndan topladığım bitkilerden doğal bitki çayları hazırlıyorum. Şarabın da en kalitelisini satıyoruz. Kısacası hizmetimiz gibi müşterimizde kalite.
       Herhangi bir dizi çalışmanız oldu mu?
       Tayfun T: Mehmet Aslantuğ ile “Sıcak Saatler” adlı dizide yine Tayfun Talipoğlu olarak oynadım. Benim dizilerde oynamam zor. Çünkü ben hangi role girersem gireyim halkın Tayfun abisiyim. Ama güzel bir senaryo olursa sinema filminde oynarım.
       Kitaplarınızdan bahseder misiniz?
       Tayfun T: Seyyah, Eskiyen Yüzümün Yeni Gülümseyişi, Benim Yolum, Ne Çoktular Ne Kadar Çocuktular isimlerinde kitaplarım var. Çoluk Çocuk Dergisi’ne yazdığım yazılarım ve 3 şiir kasetim var.
       Tayfun Bey’in hep dışarıda olması sorun olmuyor mu?
       Filiz T: Tabii ki zor oluyor. Tayfun 67 gün evde kalmışım diyor ama belki bu 60 gün bile değildir. Çünkü gecenin üçünde gelip sabah yedi uçağıyla başka bir habere gidiyordu. Yaşamlarımızda birbirimizi sıkmadan, üzmeden yaşadık. Ben eşime daha bugüne kadar nerdesin demedim. Bu soru bazen problem oluyor.
       Tayfun T: Erol Evgin bizi programına davet etti. Erol Evgin dedi ki: “Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır”. Ben hemen, arkamda değil dedim. Yanınızda o zaman dedi. Ben yanımda da değil dedim, eee dedi. Bana gölge etmiyor dedim. Kadınlar gölge etmezlerse erkekler üretir. Türkiye’de kadınlar özellikle şunu istiyorlar. Hem kocamın statüsü olsun, hem iyi para kazansın, hem devamlı yanımda olsun istiyorlar. Böyle bir adam yok. Kadın hiç bir zaman saçımı süpürge ettim demesin. Çünkü kadınlarında sosyal hayatları var. Bütün evlilikler bir maskeli balo. 10 yıl sonra, ben karımı aynı aşk ve sevgiyle seviyorum derse bir erkek dünyanın en büyük yalancısıdır, kadın da derse aynı. İnsanlar içinden gelerek bir şeyi yaptıklarında mutludur.
       Halkımız için genel izlenimleriniz nelerdir?
       Tayfun T: Türk insanı okumaya yabancı, okumuyoruz. Tiyatroya, sinemaya gitmiyoruz. İstaanbul’da koskoca Ferhan Şensoy üç sıraya oynuyor. Bu acı birşey. Türk insanını dizilerle, kaynana programlarıyla tembelleştiriyorlar. Toplumdaki bütün yasaları; evlilik, cinsellik, şu bu gibi... hep yapamayanlar koymuştur. Bütün yasaklar yapamayanlarındır. Her erkeğin kafasında evli iken bir başka kadınla olma hayali vardır veya kadının. Ama zina diye bir kavram var, o engelliyor. Ama insan içinde yaşıyor. Engellersen başka yerden patlak verir. Kadınlar şöyle yetiştiriliyor. Doğ, büyü, evlen, çocuğun olsun ve öl. Bunu zaten bitkilerde yapıyor...

... derginiz Zeytin'de





RADYO ZEYTİN
101.5




ZEYTİN DERGİSİ

Sayı 39 ( Mayıs 2005 )